« Önceki | Sonraki »

19/8/2009

Ramazanda bize verilen 5 şey

Peygamber Efendimiz SAS buyurmuş ki:
(Kàle Rasûlullah SAS: U'tıyet ümmetî hamse hısàlin fî ramadân) "Benim ümmetime Ramazan'da beş mükâfat var, verildi  (Lem tu'tahünne ümmetün kablehüm) Daha önceki ümmetler de oruç tutarlardı ama, onlara Allah bu mükâfatı vermemişti, bizim ümetimize veriyor " diye kendi ümmetine verildiğini

Peygamber Efendimiz bildiriyor 
Biliyorsunuz Ramazan orucunu farz kılan, farz olduğunu gösteren Bakara Sûresi'nin 183  âyetinde:
(Kütibe aleykümüs-sıyâmü kemâ kütibe allel-lezîne min kabliküm) "Sizden önceki ümmetlere de oruç farz kılınmıştı, onun gibi size de farz kılındı " deniliyor 


Demek ki, eski ümmetlere oruç farz kılınmış ama, bu mükâfatlar onlara verilmemiş de bize verilmiş . Eski ümmetlerden bizim bazı farklarımız var  Peygamber Efendimiz'in bir takım özellikleri, . Peygamber Efendimiz bunları sıralıyor  Buyuruyor ki:


1  (Halûfü femis-sàimi atyebu indallàhi min rîhil-misk) Oruç tutan ağzını koruyunca, aç kalınca tabii ağız kokusu olur  Belki bu ağızdan geliyor, belki mideden geliyor  Açlıktan dolayı ağızda bir koku  "Bu koku Allah indinde misk kokusundan daha şerefli, daha kıymetli bir kokudur "
Yâni oruçlunun bu kokusu, nahoş bir koku gibi bile olsa Allah'ın sevdiği bir kokudur  Ahirette o oruçlunun ağzından misk kokusu gibi güzel kokular çıkacak  Öyle mükâfatlanacak 

2  (Ve testağfirû lehümül-hîtânü hattâ yuftırû) "Denizdeki balıklar bile, iftar edinceye kadar onun için istiğfar ederler " Yâni oruçlu Allah'ın sevgili kulu olduğu gibi, mahlûkâtın da mahbûbu oluyor, sevdiği bir kimse oluyor . Mahlûkat da oruçlu insana dua ediyorlar.  Hattâ denizdeki balıklar bile   . Denizdeki balıkların dua etmesi, pek çok şeyin dua ettiğinin göstergesi olsun diye söylenmiş olmalı, Allahu a'lem  .O bakımdan, oruçlunun ne kadar kıymetli insan olduğunu gösteriyor bu cümle .   


3  (Ve yüzeyyinullahu azze ve celle külle yevmin cennetehû) Her gün Allah-u Teàlâ Hazretleri cennetini süsler  (Sümme yeklü) Sonra buyurur ki: (Yûşikü ibâdis-sàlihûne en yülk anhümül-meûnete ve yasîrû ileyki) "Muhtemel ki, ey cennet! Sàlih kullarım gelecekler, onların yorgunlukları, dünyadaki meşakkatleri bitecek  Onların dünyadaki sıkıntılarının karşılığında, burada rahat etsinler diye sana gelecekler ey cennet!" diye her gün Allah-u Teàlâ Hazretleri cennetini oruçlu kulları için süsler. Biliyorsunuz, oruçluların cennete girecekleri özel bir kapı olacak Reyyan denilen kapı  "Nerde benim rızam için oruç tutan kullarım, kalksınlar!" denilince, onlar o kapıdan girecek .

4  (Ve tusaffedü fîhi meredetüş-şeyâtîni felâ yahlüsfîhi ilâ mâ kânû yahlusne ileyhi fî gayrihî) Bu günde, bu Ramazan ayında ümmet-i Muhammed'in mazhariyetlerinden birisi de nedir?   Şeytanların azılıları, reisleri, azgınları bukağılara, zincirlere, boyunduruklara vurulur, zincirlerle bağlanır . Onlara fırsat verilmez . Başka zamanlarda hareket ettikleri gibi serbest hareket edemezler.  Böylece azdırma işi, saptırma işi, şeytanın vesvese verme işi, kandırma işi bu ayda olmaz . . İbadeti yapmak kolay olur .

5  (Ve yuğferu lehum fî âhiri leyletin) Sonuncu mazhariyet de, beş şeyden sonuncusu da, tabii Ramazan'ın sonuyla ilgili    Diyor ki: "Ramazan'ın en son gününde, oruçlular afv ü mağfiret olunur " Demek ki, bir ay sabredecek, çalışmaya devam edecek 
(Kìle: Yâ Rasûlallah, ehiye leyletül-kadr?) "Yâ Rasûlallah!" diye sordular sahabe-i kiram bu son müjdeyi, beş şeyin beşincisini duydukları zaman:
"--O son gecesi, Kadir gecesi mi yâ Rasûlallah?" dediler
(Kàle: Lâ) Peygamber Efendimiz:
"--Hayır! (Ve lâkinnel-àmile innemâ yüveffâ ecrahû izâ kadà amelehû ) Kadir gecesi değil ama, çalışan işçiye çalışması bittiği zaman ücreti verilir.  Ramazan bittiği için de, Ramazan'ın en son gecesinde mükâfat verilir, afv ü mağfiret olunur ."

19/8/2009

oruç ve açlıkda ki on güzel haslet

Alimler demişl erdir ki: oruç ve açlıkda on güzel haslet vardır:

l - Açlıkta kalb safası, gönlün hakka inkıyadı, göz keskinliği vardır. 
Tokluk ise aptallık ve tenbellik verir, basireti kör eder  Dimağda buharı fazlalaşdırır, bu sebeble kalbde bir ağırlık olur  Söylenen fikirlere intikal ve intibak edemez, esrarı anlayamaz  .

2  Açlıkta rikkat-i kalb olur  Kalb safası da insanı münacatın lezzetini idrak etmeye hazırlar, zikrinin ve sair ibadetlerinin te'sirini görür .
 
3  Kalbde züll ü inkisar olur, şımarıklık gider  Cenab-ı Hakk da hadîsi kudside: "Ben, benim rızam için kalbi münkesir olanlarla beraberim", buyurmuştur  Lüzumsuz ferah ve tuğyanın başlangıcı olan, aynı zamanda büyük mahrumiyetlerin sebebi olan iftihar ve böbürlenme duygusu gider . Nefis açlıkla kırıldığı kadar hiç bir şeyle kırılmaz .
 
4  İnsan açlıkda belaları unutmaz, zararlara ve afetlere duçar olanları unutmaz  Tok olan açları unutur, aç olanlar ise açlığın ve belaların elemlerini bilirler . Elemli fakirleri ve zayıfları unutmazlar .

5  Açlık bütün ma'siyet arzularını kırar, devamlı kötülüğü emreden nefsin (nefs-i emmarenin) üzerine basar .
 
6  Açlık, insana betaet ve hamakat veren fazla uykuyu defeder  Çok yiyen ise çok içer, çok içen çok uyur, çok uyuyanın gafleti artar  Kimin gafleti artarsa hüsrana uğrar ve nedameti artar .Bu sebeble meşayih-i kiram müridi ere: "Çok yemeyiniz, çok içmeyiniz, bu sebeble çok uyursunuz ve hüsrana uğrarsınız" diye buyurmuşlardır .
 
7  Açlıkta ibadete devam kolaylaşır . Toklukta ise ibadet zorlaşır, ibadete devam ise daha güçleşir .
 
8  Açlıkta bedenler ve uzuvlar sıhhatli olur, hastalıklar def olur  Çünkü umumiyetle hastalıkların sebebi çok yemek, çok içmek, çok uyumak, kan fazlalığıdır . Hastalık ibadetlere mani olur, kalbi huzursuz eder, ibadet şevkini kırar .
 
9  Gayet sade bir hayat sürer, sıkıntısı olmaz  Az yemeği itiyad edinen az mala kanaat eder  Bu sebeble Rasûlullah -sallallalahü aleyhi ve sellem-: "İktisada riayet eden fakra duçar olmaz " yani maîşetinde orta yolu tutan fakir olmaz buyurmuşlardır .
 
10  Açlıkta sadakasını gönül huzuru ile verebilir, yemeğinin fazlasını yetimlere, miskinlere dağıtır, kıyamette de sadakası altında gölgelenir .

19/8/2009

Ramazan ve oruç hakkında

Oruç tutmanın sevabı

Namaz kılan, zekât veren ve haccedeni herkes görür Fakat bir kimsenin oruç tuttuğunu sadece Allah bilir Oruca riya ve gösteriş bulaşmadığı için, oruç tutan kimsenin Allah katında farklı bir yeri vardır

Peygamber Efendimizin bildirdiğine göre Allah Teâlâ bu özel durumu şöyle açıklamıştır:
Oruç tutan kimse; yemesini, içmesini ve her türlü bedenî zevkini sadece Benim rızâmı kazanmak için bırakır; bu sebeple onun ödülünü bizzat Ben vereceğim

Oruç tutan kimsenin çok sevindiği iki zaman vardır Biri akşam iftar ettiği zaman, öteki de Rabbine kavuştuğu zaman

Orucun ve oruçlunun değerini şimdi de Resûl-i Ekrem Efendimizden dinleyelim:

Oruçlu bir ağzın kokusu, Allah yanında en güzel kokudan daha değerlidir

Sevap olduğuna inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutan kimsenin geçmiş günahları bağışlanır

Allah Teâlâ, kendi rızâsı için oruç tutanı, Cehennem ateşinden yetmiş yıl uzaklaştırır

Cennetin sekiz kapısı vardır Namaz kılanlar, kıyamet gününde Cennete namaz kapısından; cihad edenler cihad kapısından, sadaka verenler sadaka kapısından gireceklerdir

Bu sekiz kapıdan birinin adı Reyyân’dır O kapıdan sadece oruç tutanlar girecektir

Mahşer yerinde bir ara "Oruç tutanlar nerede?" diye seslenilecek Oruç tutanlar yerlerinden doğrulacak Onlar Cennete girince bu kapı kapanacak; artık oradan kimse girmeyecek Reyyân kapısından girenler bir daha susuzluk çekmeyecek

Sahâbîlerden biri, Peygamber Efendimizden, kendisine fayda verecek bir ibadet tavsiye etmesini istedi Resûl-i Ekrem ona "Oruç tutmanı tavsiye ederim Onun gibisi yoktur" buyurdu Böylece orucun gösterişten uzak, ihlâs ve samimiyetle yapılan müstesna bir ibadet olduğuna işaret buyurdu


Ramazan ayının değeri

Şimdi yine Sevgili Efendimizi dinleyelim:

Ramazan ayının daha ilk gecesinde Cennetin bütün kapıları ardına kadar açılır; Cehennemin kapıları birer birer kapanır; azgın şeytanlar bağlanıp tesirsiz hale getirilir"

Oruç tutan kimse, büyük günahlardan sakınırsa, iki Ramazan arasında yaptığı günahları affedilir

"Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi" bu aydadır"

Ramazan ayını oruçla geçiren, bir de her ay üç gün oruç tutan kimseye bütün yıl oruç tutmuş gibi sevap verilir. Çünkü iyiliklere on katı sevap verilecektir

Bir ibadete ve iyiliğe on katı sevap verileceğini Allah Teâlâ da belirtmiştir.

Ramazan ayı Kur'ân ayıdır Peygamber Efendimiz Ramazan'ın her gecesinde Cebrail aleyhisselâm ile buluşur ve o güne kadar inen Kur'ân âyetlerini karşılıklı olarak birbirlerine okurlardı.

Oruçlu nasıl olmalı?

Oruçlunun sadece midesi değil, dili de oruç tutmalıdır Bunu Peygamber Efendimiz şöyle anlatmıştır:

- Oruçlunun ağzından kesinlikle kötü söz çıkmamalı,
- kimseyle kavga etmemeli,
- yalan söylemekten, boş ve mânâsız konuşmaktan kaçınmalıdır
- Eğer biri ona hakaret etmeye kalkarsa, "Ben oruçluyum" deyip geçmelidir.

Hem oruç tutup, hem yalan söyleyenin, yalan dolanla iş yapanın, yemeyi içmeyi bırakmasına Allah Teâlâ hiç değer vermeyecekti.
Orucu oruç gibi tutmayanların eline, aç susuz kalmaktan başka birşey geçmeyecektedir.


Sahur ve iftar vakitleri

Ramazan ayının her ânı değerli olmakla beraber bu ayda özel zamanlar vardır Bu zamanlardan biri sahur, diğeri iftar vaktidir

Sahur vakti hakkında Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:
"Sahur yapınız, çünkü sahurda bolluk, bereket vardır"

Bizim orucumuzla Ehl-i Kitab'ın orucunu birbirinden ayıran en önemli fark sahur yemeğidir.

Peygamber Efendimiz iftar vaktine de önem verilmesini istemiş; iftar saati girdiği anda oruç açmayı tembih ederek şöyle buyurmuştur:

"Müslümanlar, oruç açmakta acele ettikleri sürece hayır içinde yaşarlar"


Kadir Gecesi

Ramazan ayı içinde en değerli zaman dilimi Kadir Gecesidir Allah Teâlâ, "kutlu bir gece" olduğunu haber verdiği Kadir Gecesinin önemini özel bir sûre ile, Kadir Sûresi ile belirtmiş, ve:
- Kur'ân-ı Kerîm'i Kadir Gecesinde indirdiğini,
- Kadir gecesinin bin aydan daha hayırlı olduğunu,
- o gecede sabaha kadar Allah'ın izniyle meleklerin ve Cebrail'in yeryüzüne indiğini,
- o gece yeryüzüne barış ve esenliğin hâkim olduğunu haber vermiştir23

Resûl-i Ekrem Efendimiz de şu gerçekleri bize bildirmiştir: Bu mübarek geceyi, faziletine inanarak, karşılığını Allah'tan bekleyerek değerlendiren kişinin geçmiş günahları bağışlanır.

Kadir Gecesini Ramazan ayının son on günündeki tekli gecelerde,25 hattâ Ramazan'ın yirmi yedinci gecesinde aramalıdır .Kadir gecesinin sabahında güneşin, iyice yükselinceye kadar, ziyâsı ay gibi sönük olur

Bir adam Resûl-i Ekrem'e gelerek yaşlı ve hasta olduğunu, geceleyin namaz kılamadığını, fakat Kadir Gecesinde ibadet etmeyi arzu ettiğini belirterek o geceyi kendisine söylemesini istedi; Peygamber Efendimiz de ona, Ramazan'ın yirmi yedinci gecesinde ibadet etmesini tavsiye etti.

Bununla beraber Efendimiz, Ashabına, Kadir Gecesini Ramazan'ın yirmi dokuzuncu, yirmi yedinci, yirmi beşinci gecelerinde aramalarını da söyledi.


Kadir Gecesi nasıl dua etmeli?

Bir gün Hz Âişe, Allah'ın Elçisine Kadir Gecesine rastlarsa nasıl dua etmesi gerektiğini sordu Peygamber Efendimiz de ona şöyle dua etmesini söyledi:
Allahım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet!


İ'tikâfa çekilmek

Sevgili Peygamberimiz Ramazan ayının son on gününde dünya işlerini bırakır, Mescid-i Nebevî'ye çekilir, sadece ibadetle meşgul olurdu

Ailesini de bu gecelerde ibadet etmeleri için uyandırırdı

Itikâf denen bu ibadet sırasında Peygamber Efendimiz namaz kılar, Kur'ân okur ve tefekkürle meşgul olurdu

17/8/2009

Hırka-i Şerif Ramazan'da ziyarete açılmayacak

On bir ayın sultanı Ramazan'ın sembolü haline gelen Hırka-i Şerif bu yıl sergilenemeyecek. Hırkanın bakıma alındığını belirten yetkililer, kutsal emanetin yanlış ütü yüzünden yıprandığını kaydetti. 7 yıldır muhafazayı üstlenen kişinin ihmaline kurban giden Peygamber yadigârının bu sene cami avlusuna kurulan ekrandan halka gösterileceği duyuruldu.

Her yıl Ramazan ayının ilk cuması, adının verildiği Fatih Hırka-i Şerif Camii'nde dualarla ziyarete açılan Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'e (sas) ait hırka, bu sene yanlış bakım sebebiyle sergilenemeyecek. Peygamber sevgisiyle yanan gönüllerin hasretle ziyaretine koştuğu 'kutsal emanet', bu Ramazan cami avlusuna kurulan ekrandan halka gösterilecek.

İddiaya göre Hırka-i Şerif'in bugünkü 'emanetçisi' olan ve Veysel Karani'nin 57'nci kuşaktan torunu Gülay Köprülü, 2002 yılında hırkanın bakımı için bir şahsı görevlendirdi. Görevlendirilen bu kişi, bakım konusunda uzman olmadığı için hırkaya her gün ütü yaparak 'kutsal emaneti' yıprattı. Dolmabahçe Sarayı'nda tarihî eserlerle ilgilendiğini söyleyen bu şahsın, uyarıları dikkate almadan nişanlısı olarak tanıttığı bir bayanla günlerce hırkaya bakım yaptığı öğrenildi. Söz konusu kişinin bakım sırasında hırkaya yanlış ütü yaptığı ileri sürüldü. İşte bu bakımdan sonra hırkada ciddi yıpranmalar meydana geldi. Hırka parçaları bir bir dökülmeye başladı. Bu arada hırkanın hasar görmesi de yedi yıl boyunca kamuoyundan gizlendi. Cami cemaati ise bu olaya 'Hırka-i Şerif'e suikast yapıldı' şeklinde tepki gösterdi.

Yıpranan hırka bir ay önce bakıma alındı. Ancak bakımın üç yıl devam edeceğinin söylenmesi üzerine Hırka-i Şerif bu yıl ziyarete kapatıldı. Bakım için de Brezilya'dan tarihî eserler uzmanı getirtildi. Brezilyalı uzmana Türk uzmanlar da eşlik ediyor. İstanbul İl Müftüsü Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı'nın geçtiğimiz günlerde beraberindeki heyetle Hırka-i Şerif Camii'ne gelerek bakımı devam eden hırkanın daha çok zarar görmemesi için bu ay sergilenmemesi kararı verdiği ifade edildi. Müftülük yetkilileri ise konuya ilişkin sorulara cevap vermekten kaçındı.

 

Veysel Karani'ye hediye edilmişti

Peygamberimiz Hz. Muhammed'- in (sas) miraca yükselirken üzerinde bulunan bu hırka, bizzat kendisi tarafından Veysel Karani'ye (Üveys el-Karnî) verilmiş. Bugün de hırkanın koruyuculuğunu Karani'nin soyundan gelen kişiler yapıyor. Sekiz parçadan oluşan, 1,20 cm uzunluğundaki bej renk hırka, genç develerin boğazlarının altındaki tüylerden dokunmuş. Cam kapaklı gümüş bir sandık içerisinde saklanan kutsal emanetin yanındaki küçük şişeden ise çevreye hoş bir amber kokusu yayılıyor. Ziyaretçiler, bu kokunun dünyada bir eşinin olmadığını söylüyor. Bu kutsal emanetin sergilendiği Hırka-i Şerif Camii ise 1851 yılında Sultan Abdülmecid tarafından yaptırılmış. 1500 yıllık bu emanet, bugün Karani'nin 57'nci kuşaktan torunu olan, babasının 1966'daki vefatından sonra Gülay Köprülü'nün sorumluluğunda. Üç kız kardeşin en küçüğü olan Gülay Köprülü, İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü mezunu.

AYŞE TOSUN İSTANBUL

ZAMAN

2/8/2009

Gözyaşımızı hangi mendil siler?

Gözyaşımızı hangi mendil siler?    Hekimoğlu İsmail
  

Borcunu vermeyen, özür dilemeyen, ödeme yapacağı günü bildirmeyen bir Müslüman, bankaların aleyhinde saatlerce konuşuyor.
Müslümanlar neden bankaya para yatırıyor da, bir mümin kardeşine borç olarak veya ticaret için vermiyor, sorusunun cevabını araştırmak lazım.

Almanların doğruluğundan, kendi eğriliğimizden söz ediyoruz. Gâvurlara itimat ediyoruz, birbirimize itimat etmiyoruz. Halbuki itimadın olmadığı yerde kardeşlik de olamaz. İtimadın olmadığı yerde birlik beraberlik de yoktur. Peki bu durumda müminlerin kardeşliğinden söz edilebilir mi?

Evet, müminler kardeştir amma nasıl müminler? İtimada şayan, çalışkan, iş bilir, sözü ve sohbeti işe yarar olanlar değil mi? Bu durumda itimada şayan, şuurlu dindarların yapması gereken nedir?

Maddi çalışmalara katılmak!

Piyasayı kötülere bırakmamak için, İslam iktisadını göstermek için, parayı İslamiyet'e hizmetkâr etmek için, iş ve işçi münasebetlerini kardeşçe yürütmek için, şuurlu dindarların mutlaka maddi çalışmalara katılması gerekmektedir.

Dünya kâfire saray, mümine zindan değildir. Tepemizde gâvurun bombasını, karşımızda tankını, sularımızda muhribini görmemek, gâvurdan korkmadan dünyaya hak hukuk dağıtmak ve sulhün bekçisi olabilmek için hem ilme, hem imana hem de maddeye sahip olmak istiyoruz.

Ey şuurlu Müslüman, vatanında sulh, milletinde huzur ve camide emniyet istiyorsan, maddi çalışmaları da Müslüman'ca yürütmek zorundasın.

Faizin kapısını kapamak, yoksulun derdine derman olmak, üstün bir hayat nizamı kurmak için, maddi çalışmalara hâkim ol, mahkûm olma. Namazda okunan ayetleri yaşamak istiyorsan, yaşanacak bir hayat istiyorsan, ebedi saadete ermek istiyorsan, yine maddeye hâkim olmak zorundasın.

Gazze'de Yahudilerin Müslümanları öldürmesi, kaderin bir ikazıdır. Çünkü Yahudiler, İslam prensipleriyle kuvvet kazanırken, Filistinli Müslümanlar İslam prensiplerinden uzaklaşmıştır.

Yahudi Müslüman'a kurşun atıyor, Müslüman Yahudi'ye taşla karşılık veriyor!

Filistin'de Müslümanlar, Yahudilerden üstün olmak zorundaydı!

Gazze'deki olaylar, Müslümanlar için bir eğitimdir. Bu eğitim, Allah'ın planıdır. Gayrimüslimler, Müslümanları zorluyor ki, yeni hale geçsinler, donanma yapsınlar, alışverişe geçsinler, fabrika kursunlar... Kısacası İsrail'i hangi şartlar kalkındırdıysa, Müslümanlar da aynı şartlarda kalkınsınlar!

Allah'ın dini mutlaka galip gelecek! Bunun için de Müslümanlar noksanlarını anlayacak! Allah, şiddetli ikazlarla bize gerçeği anlatıyor!

Asr-ı saadette Müslümanlar kimlerle savaştı! Roma, Bizans, Pers imparatorluklarıyla, Moğollarla... Hepsine galip geldiler. Bir avuç Müslüman, dünyaya hâkim oldu o yıllarda!

Onların elinde kılıncın en keskini, mızrağın en kuvvetlisi, okun en uzunu, zırhın en kalını olduğu gibi, savaş usullerini de en iyi şekilde biliyorlardı. Savaşırken dahi namazı kazaya bırakmıyorlardı.

Filistin için Fetih Sûresi okuyorlarmış. Bunun Filistin'e faydası olur amma, Fetih Sûresi'nin manasını anlamak Müslümanlar için daha faydalıdır