« Önceki | Sonraki »

29/6/2009

BİBESLOKİZ

Çizginin üçüncü boyutu: Bibeslokiz
Anasınıfına giden küçük çocuk, babasından oyun hamuru ister. Sanatçı baba, her zaman malzeme aldığı yere giderek oyun hamuru(!) alır. Çocuk, babasının aldığı hamuru okula götürür götürmesine de, hamurun yaydığı kimyasal kokudan ve renginden dolayı malzeme akşam eve geri getirilir.

Öğretmen, istediğinin bu olmadığını söyler. Sanatçı baba, hamuru inceler, bunun aslında seramik hamuru yani 'profesyonel bir malzeme' olduğunu anlar. Ertesi gün öğretmenin istediği oyun hamurunu alarak çocuğuyla okula yollarken, miniğin gönlünü almak için yanlışlıkla alınan malzemeden bir şey yapmayı düşünür. Seramik hamurunu komik bir biblo-kalemliğe dönüştürür, boyar.

Bu kalemlik, sanatçı babaya ilham olur. Bunun kendini ifade için yeni bir imkân olduğunu fark eder. Hemen eskiz defterini açar ve oradaki taslak çizimlerin bir bölümünü seramik hamuruyla üç boyutlu hale getirir. Çalışmalarına bir de isim koyar: Bibeslokiz. Yani eskizlerden biblolar... Bu sanatçı baba, yıllardır Zaman gazetesinde çizen, Kral ve Soytarı ile Yorum sayfasındaki çizgileriyle tanıdığımız Dağıstan Çetinkaya'dır.

Çizgili yolculuk devam ediyor

Uzun bir zamandır sergilerine ara veren çizerin bu yeni çalışması, illüstre-karikatür ustasının sürrealist arayışlarının devam ettiğinin somut bir belgesi olarak karşımıza çıkıyor. Çetinkaya, çizgilerini üç boyutlu hale getiren bu özgün çalışmalarının on tanesini, Zaman'ın 20. yıl sergileri kapsamında 'Bibeslokiz Sergisi' adıyla sergiliyor. Sergi 30 Haziran'a kadar Zaman'ın merkez binasındaki sergi alanında görülebilecek.

Dağıstan Çetinkaya, "Masamın üstünde ve kitaplığımın raflarında bir sürü biblo var; hepsi de 'güzel ve hoş' şeyler. Kimilerini mağazalardan ve sergilerden ben aldım, kimilerini arkadaşlarım hediye etti. Ama bu biblolar, yerlerinde 'güzel ve hoş' olarak kaldılar yalnızca. Bir süre sonra da masanın ve rafın üstündeki diğer şeylerin bir parçası olarak, o bütünlük içinde kayboldular. Onları sadece yerlerinde olmadıkları zaman fark edebiliyorum şimdi." sözleriyle yeni oluşturduğu bu ifade tarzının biblodan farklı olduğunu dile getiriyor ve "Kendime ve diğerlerine doğru sürdürdüğüm çizgili yolculuk devam ediyor... Yolun bir yerinde, defterimdeki kimi eskizleri çizmek yerine, yoğurup onlara boyut verdim. Yaptığım, kâğıt üzerindeki çizgiyi üç boyutlu görmek isteğiydi belki... Bu çalışmalar, masamın üstünde ve kitaplığımın raflarında şimdi. Ama biblolar gibi, bulundukları yeri 'süs'lemiyorlar. Çünkü benim için eskizlerden, süs eşyalarından, biblolardan daha başka bir şey bunlar... Şöyle diyelim isterseniz: Bibeslokiz." diyor

Dağıstan Çetinkaya kimdir?

1970 yılında Kırıkkale'de dünyaya geldi. 1985 yılında Deniz Astsubay Hazırlama Okulu'na girdi. 1989 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik bölümüne girdi. 1998 yılında bu fakülteden mezun oldu. 1993 yılında Karikatür ve Mizah Müzesi'nde ilk kişisel sergisini açtı. 1994 yılında bu sergileri, Taksim Sanat Galerisi'nde ve Toprakbank'ta açtığı kişisel sergiler izledi. 1990 yılında Çankaya Belediyesi Uluslararası Karikatür Yarışması'nda başarı ödülü, 1991 yılında Nasrettin Hoca Uluslararası Karikatür Yarışması'nda başarı ödülü, 1992 ve 93 yıllarında Simavi Karikatür Yarışması'nda başarı ödülleri aldı.

1995 yılında Zaman Gazetesi'nde başladığı çizgi çalışmalarını, 2005'te Yorum sayfasında yayımlanmaya başlayan illüstrasyonlar ve 'Kral ve Soytarı' çizgi bantlarıyla kalıcı hale getirdi. Birçok süreli yayında karikatür ve illüstrasyonlarını yayınladı, grafik tasarımlar yaptı. Çizerin, kendi albümleri (Böcekistan, Nurcan, Bilmiyorum, Ufak Şeyler, Kral ve Soytarı) dışında resimlediği onlarca çocuk kitabı bulunmaktadır.

 

 

 

 

 

ZAMAN

KEREM ERGÜN
21 Haziran 2009, Pazar

29/6/2009

PEPSİ

Bir forum sitesinde gezinirken bu yazıyı gördüm ve paylaşmak istedim.


PEPSI neyin açılımı? / What does pepsi stand for?

P(pay)

E(every)

P(penny for)

S(strong)

İ(İsrail)

Anlamı: HER KURUŞUNU GÜÇLÜ İSRAİL İÇİN ÖDE!

27/6/2009

Kitap okuma günleri

Sabah, ekmek arası KİTAP... Öğlen, mangalda KİTAP… Akşam, ip atlarken KİTAP…

Evet diyor iseniz sizleri 28 Haziran Pazar günü14. Kitap Okuma Günleri etkinliği için İzmit Yuvacık Barajı’na hep birlikte kitap okumaya ve sonrasında eğlenceli bir pikniğe davet ediyoruz.

Hazırsanız; katılım şartları ve rezervasyon için 0535 264 94 03 numaralı Düşün Taşın Kulübü mobil telefonuna kayıt yaptırabilirsiniz.

TARİH:28 Haziran 2009 Pazar

Etkinlik Programı 

8:30 Bayrampaşa (Merkez)Hareket
8:45 Mecidiyeköy geleceklerin alınması
9:10 İstanbul Anadolu yakasından geleceklerin alınması
10:30 İzmit Varış
10:30–12:00 Kahvaltı
12:00-14:00 14.Kitap Okuma Etkinliği
14:00-16:00 Serbest zaman
16:00-18:00 Öğlen yemeği (mangal)
19:00 İstanbul Hareket. 



(Sabahdan akşama kadar olması bana uymadığı için gidemiyorum)

22/6/2009

Olağandışı bir aşk öyküsü.


Moses Mendelssohn hiç yakışıklı bir adam değildi. Çok kısa boylu olmasının yanı sıra, çok garip bir kamburu vardı.
Moses Mendelssohn, günün birinde Hamburg’da yaşayan bir işadamını ziyaret etti. İşadamının, Frumtje adında çok güzel bir kızı vardı. Moses, bu kıza umutsuz bir aşkla tutuldu. Fakat güzel kız onun çirkin görüntüsünden ürkmüştü. O nedenle, değil onun sevgisine karşılık vermek, yüzüne bile bakmak istemiyordu.
Ayrılma zamanı geldiğinde Moses, güzel kızın üst kattaki odasına çıktı ve tüm cesaretini toplayarak onunla son kez konuşma girişiminde bulundu. Kızın güzelliği öylesine olağan üstü idi ki, bir an için onun cennetten geldiğini bile düşündü. Fakat, kızın başını kaldırıp da yüzüne bakmamaktaki direnci, Moses’ i çok üzdü.
Güçlükle başarabildiği konuşması sırasında çirkin aşık, bu güzel kıza bir soru sordu:
“Evliliklerin kutsal bir özelliği olduğuna inanır mısın? Dedi.
Moses, bir an bile duraksamadı:
“Evet, ben de inanırım” dedi ve ekledi. “Biliyor musun her erkek çocuk doğduğunda Tanrı, onun evleneceği kızı belirlermiş. Benim doğduğumda da, benim evleneceğim kızı belirlemiş ve bana senin karın kambur olacak demiş. O zaman ben bir istekte bulunmuştum Tanrı’dan.‘ Tanrım, kambur bir kadın trajedi olur. Lütfen onun kamburunu bana ver onu güzel bir kadın yap’ demiştim.”
Moses’ in bu sözlerinden sonra Frumtje gözlerini yerden kaldırdı, onun gözlerinin içine baktı ve elini uzatıp, Moses’ in elini tuttu.
Ve daha sonrada onun sevgili eşi oldu.
Bu anlattığımız bir “peri masalı” değil, ünlü Alman besteci Mendelssohn’ un büyükbabası ile büyükannesinin evlenmesinin öyküsüdür.
 

22/6/2009

Japon çocuğun tek hayali çok ünlü bir karateci olmaktı. Fakat ailesi buna izin vermezdi. Bir gün talihsiz bir kaza sonucu çocuk sol kolunu kaybetti. Ailesi çocuğun moralinin çok kötü olduğunu görünce ona bir karate hocası tuttu. Hoca ilk dersinde çocuğa karsısındakini sağ koluyla tutup üstünden savurmayı gösterdi. Hatta ikinci, üçüncü ve sonraki bütün derslerde hep aynı hareketi yapıyorlardı.

Çocuk bir gün hocasına "hocam ben çok sıkıldım, artık başka hareketlere geçsek" dedi. Hoca ise bunu kabul etmeyerek dünyada bu işi en hızlı yapan kişi olmadıkça bitirmeyeceğini söyledi. Çocuk o kadar hızlanmıştı ki, hocasını bile göz açıp kapayıncaya kadar yerden yere vuruyordu. Bir gün hoca elinde bir kağıtla geldi kağıtta çocuğun gençler karate şampiyonasına katılabileceği yazıyordu. Çocuk çok şaşırdı. Ertesi gün salonda ilk rakibinin karşısına çıkacakken heyecanla hocasına sordu, "hocam bu iş nasıl olur? Ben sadece tek hareket biliyorum kesin kaybederim". Hocası ise "sen sadece hareketi yap" cevabını verdi.Çocuk ringe çıktı ve hareketiyle rakibini eledi. Hatta tek hareketle finale kadar çıktı. Finalde karşısında kendisinin iki katı birisi vardı. Önce çok korktu ama gene bildiği hareketi yaparak son rakibini de yendi ve şampiyon oldu.

Sevinçle hocasının yanına koştu ve sordu "hocam nasıl olur, anlamıyorum, sadece bir hareket biliyorum, tek kolluyum ve şampiyon oldum".

Hocası çocuğa baktı ve dedi ki, "senin yaptığın hareket karatedeki en zor hareketlerden biridir. ..
Ve bir tek savunması vardır o da, rakibin sol kolunu tutmak".